Gönül kendine küserse şiir de yazamıyor, türkü de söyleyemiyor, gökyüzüne de haykıramıyor, azizim.
Gönül kendine küserse küstüğünden kimsenin haberi olmuyor.
Yine sen kendini her şeyde haksız görüyorsun, yine sana her şeyde “Sen haksızsın!” diyorlar.
Kızıp giden için “Yutup aşırsaydın gitmezdi!” diyorlar. Başka defasında yutup aşırıyorsun, “Senin kabahatin, niye bu kadar alttan aldın?” diyorlar.
Anlatmaya kalkıyorsun yüreğinin ince ince sızlayan yarasını, başlarını çeviriyorlar. Anlatmıyorsun, “Anlatsaydın çare olurduk.” diyorlar.
Arkadaş olduk sanıyorsun, kişi herkesi kendi gibi bildiğinden, seni hesap kitap yapmakla suçluyorlar.
“Allah’ım!” diye haykırmak istiyorsun, “İnsanlar kötü.” ama değiller. Cahiller, gafiller, kibirliler, ikiyüzlüler, inkârcılar ama kötü değiller. Üstelik zayıflar ve savunmasızlar.
İnsanoğlu başının üstündeki göğü o kadar yakın vehmediyor ki kendine, yere basan ayağından bihaber kalıyor.
Kendini gökteki başından ibaret sanıyor.
Başın gökte olunca yerdekini ezivermek ne kolay geliyor.
Kendine gömülmüş yaşıyor insan.
Kendi kendiyle kamaşmış gözleri ne duyuyor ötekini ne hissediyor.
Bütün varlığınla dikilsen karşısına kendi gölgesinden seçemiyor seni.
Ancak çare küsmek mi?
Üzülürsen hak veririm, oturur beraber üzülürüz lakin gel, küsme gözünü seveyim, ne sana ne başkasına faydası var.
Gitmek isteyeni, bizi olduğumuz hâlimizle beğenmeyeni gönderivermek lazım; sevgiyle uğurlamak…
Şifa değilsek birbirimize dert de olmayalım.
“Gel beni ez!” demem kimseye ama ezmeye kalkana da gönül koymam.
Bir üflemeye bakar.
Uçurup gönderirim, istediği yere konsun.
Rahmetli babaannem “Yalnızlık pek zor!” derdi sık sık, tek şikâyeti yalnızlıktandı.
Onu tanıyan herkes “Çok güzel kadındı, dengini bulamadı, israf oldu!” derdi.
Gözünü, yüreğinden uçup gidenden hiç ayırmadı; onun gidişinden başka bir şey düşünmedi.
Uçana da küstü, kendi gönlüne de.
Hâlbuki bir çevirseydi başını; mis kokulu evlatlar, torunlar dizlerinin dibindeydi.
Yapanı bırakıvermek, gideni gönderivermek gerekiyor.
Tek dilimizde değil, yüreğimizde de zihnimizde de taşımamak gerekiyor.
“Dengini bulamadı, israf oldu!” diye üzüldüğümüz kimileri, kim bilir hangi gonca gülün toprağında gıda oluyor.
İnsan bir hâlden ölmeden yeni bir hâlde diri olamıyor…
Vesselam…